1. SOMA'da hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, geride kalanlara baş sağlığı diliyoruz.

Ölüler bizi duyar mı? Görür mü? Sevinir mi? Kabir hayatı...

Konusu 'Kabir Alemi' forumundadır ve m.eminokumus tarafından 16 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. m.eminokumus

    m.eminokumus Tecrübeli Üye Silver

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.419
    Beğenileri:
    17
    [COLOR=black][/color]

    [COLOR=black][/color]
    +1
    [COLOR=black][/color]

    [COLOR=black][/color]
    Eğitim-Genel | 14 Haziran 2009 | Okuma: 4423
    [COLOR=black][/color]

    [COLOR=black][/color]
    Kabirlerde bulunan kimselerin tamamı "Berzah" hayatı ile diri olup;
    [COLOR=black][/color]
    Bilirler,
    [COLOR=black][/color]
    Akıl ederler,
    [COLOR=black][/color]
    Duyarlar,
    [COLOR=black][/color]
    "Hiç şüphe yok ki, ölü defnedilip arkadaşları, yanından ayrıldıkları zaman; yanından ayrılırken cenazesini kaldırıp kendisini ahir ete yolcu edenlerin ayak seslerini işitir.
    [COLOR=black][/color]
    ----------
    [COLOR=black][/color]
    Peygamber efendimiz (s.a.v) Bedir'de öldürülen kâfirlerin içi taşlarla örülmemiş bir kuyuya atılmasını emretti. Ölümlerinden günlerce sonra gelip başında durdu ve son ferdine kadar, onları teker,teker ey falanca oğlu falan şeklinde, isimleri ve babalarının isimleri ile çağırarak onlara şöyle buyurdu: "Siz Rabbinizin size va,addettiği azabın hak olduğunu gördünüz mü? Hiç şüphe yok ki ben; Rabbimin bana va,addettiği zaferin hak olduğunu gördüm." Bunun üzerine Hazret-i Ömer; "Yâ Resul,Allah! Sen, leş olmuş bir kimselerle mi konuşuyorsun, dedi". Bunun üzerine Peyganber Efendimiz de cevaben : " Beni hak din ile gönderen Allah'a yemin ederim ki siz, beni onlardan daha iyi duymuyorsunuz dedi." (7)
    [COLOR=black][/color]
    Görürler,
    [COLOR=black][/color]
    Kendilerini ziyaret edenleri tanırlar,
    [COLOR=black][/color]
    Herhangi bir kul kardeşinin kabrini ziyaret edip yanında oturursa, kalkıncaya kadar, o ölü onunla arkadaşlık eder ve ona karşılık verir. (
    [COLOR=black][/color]
    Selam verenlerin selamlarını alırlar,
    [COLOR=black][/color]
    Bir adam, tanıdığı bir kimsenin kabrinin yanından geçtiğinde, ona selam verirse, sel,mini alır. Bir adam da tanımadığı bir kimsenin kabrinin yanından geçtiği zaman selam verirse o da, onun selamını alır. (9)
    [COLOR=black][/color]
    Birbirlerini ziyaret ederler,
    [COLOR=black][/color]
    Ölülerinizin kefenlerini güzel yapınız! Çünkü onlar, kabirlerinde birbirlerine karşı iftihar ederler ve birbirlerini ziyaret ederler. (10)
    [COLOR=black][/color]
    Dirilerden kendilerine ulaşan kötü haberlere üzülürler,
    [COLOR=black][/color]
    Hiç şüphesiz ölüye; evinde eziyet veren şey, kabrinde de eziyet verir. (11)
    [COLOR=black][/color]
    Amelleriniz, ölülere bildirilir, güzel bir şey görürlerse sevinirler. Kötü bir şey görürlerse; Allah'ım! Onları tâatına geri çevir derler."
    [COLOR=black][/color]
    Dua ederler,
    [COLOR=black][/color]
    Ölülere hayatta olanların amelleri onlara bildirilir, hayırlı bir iş görürlerse Allahü Teâlâya hamd edip sevinirler ve o hayrı yapanın hayırlı işlerinin artması ve hayırlı işlere devam etmesi için dua ederler. Kötü bir şeyle karşılaşırlarsa onları yapanlar için Allahü Teâlaya dua edip şöyle derler: "Allah'ım! Onları tâatına geri çevir ve bize hidayete erdirdiğin gibi, onları da hidayete erdir. " (5)
    [COLOR=black][/color]
    Tasarrufları vardır,
    [COLOR=black][/color]
    Allahü Teâlanın kudretiyle çok büyük işler yaparlar. Peygamber efendimiz, Hazret-i Cafer'in öldürülmesinden sonra bir gün şöyle buyurdu: "Bişe halkına, yağmurun yağacağını müjdeleyen meleklerin içinde Ca'fer'i tanııdım." (14)
    [COLOR=black][/color]
    Nimet görürler,
    [COLOR=black][/color]
    Nimet ve azab hem ruha hem vücuda olacaktır. Berzah aleminde bazıları ikram görürler: kabirlerinde taptaze olarak namaz kılarlar, hac yaparlar.
    [COLOR=black][/color]
    Azab edilirler.
    [COLOR=black][/color]
    Peygamber efendimiz (s.a.v) kabir azabı ile ilgili şöyle buyuruyor: "Ölüleriniz defnetmeme endişem olmasaydı; işitmekte olduğum kabir azabını, size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim. (12)
    [COLOR=black][/color]
    Kabir Ziyareti
    [COLOR=black][/color]
    Bir sohbet esnasında Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretlerine talebelerinden biri kabir ziyareti hakkında bir soru sorunca buyurdu ki:
    [COLOR=black][/color]
    Çok kimse kabir ehlinden istifâde edildiğine inanmıyor. "Ölü yardım yapamaz." diyenlerin, ne demek istediklerini anlayamıyorum. Duâ eden, Allahü teâlâdan istemektedir. Duasının kabul olması için, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu vasıta yapmaktadır. Yâ Rabbî! Kendisine bol,bol ihsânda bulunduğun bu sevgili kulunun hatırı ve hürmeti için bana da ver demektedir. Yâhut, Allahü teâlânın çok sevdiğine inandığı bir kuluna seslenerek; "Ey Allahın velîsi, bana şefâat et! Benim için duâ et! Allahü teâlânın dileğimi ihsân etmesi için vâsıta ol." demektedir. Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Velî, yalnız vesîledir, sebeptir. O da fânîdir, hiçbir şey yapamaz. Tasarrufa gücü, kuvveti yoktur. Böyle söylemek, böyle inanmak şirk olsaydı, Allah'tan başkasına güvenmek olsaydı, diriden de duâ istemek, bir şey istemek yasak olurdu. Diriden duâ istemek, bir şey istemek dînimizde yasak edilmemiştir. Hattâ müstehâb olduğu bildirilmiştir. Her zaman yapılmıştır. Buna inanmayanlar, öldükten sonra kerâmet kalmaz diyorlarsa, bu sözlerini isbât etmeleri lâzımdır. Evet, evliyânın bir kısmı öldükten sonra, âlem-i kudse yükseltilir. Huzûr-i ilâhîde her şeyi unuturlar. Dünyadan ve dünyada olanlardan haberleri olmaz. Duâları duymazlar. Bir şeye vâsıta, sebeb olmazlar. Dünyâda olan, diri olan evliyâ arasında da böyle meczûblar bulunur. Bir kimse, kerâmete hiç inanmıyor ise, hiç ehemmiyeti yoktur. Sözlerini isbât edemez. Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve asırlarca görülen, bilinen olaylar, onu haksız çıkarmaktadır. Evet bir câhil, bir ahmak, dileğini Allahü teâlânın kudretinden beklemeyip, velî yaratır, yapar derse, bu düşünce ile ondan isterse, bunu elbet yasak etmeli, cezâ da vermelidir. Fakat bunu ileri sürerek, İslâm âlimlerine, âriflere dil uzatılmaz. Çünkü, Resûlullah efendimiz kabir ziyâret ederken, mevtâya selâm verirdi. Mevtâdan bir şey istemeyi hiç yasak etmedi. Ziyâret edenin ve ziyâret olunanın hâllerine göre, kimine duâ edilir, kiminden yardım istenir. Peygamberlerin kabirde diri olduklarını her müslüman bilir ve inanır. (15)
    [COLOR=black][/color]
    [COLOR=black][/color]
    [COLOR=black][/color]
    --------------------------------------------------------------------------------
    [COLOR=black][/color]
    Kabir Azabı
    [COLOR=black][/color]
    --------------------------------------------------------------------------------
    [COLOR=black][/color]
    Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir.
    [COLOR=black][/color]
    [COLOR=black][/color]
    [COLOR=black][/color]
    Kabir azabının aslı, Dünya sevgisidir. Fakat şiddet derecesi ayrıdır. Azlığı, çokluğu Dünya sevgisine göre değişir. Azap, kalbin Dünyaya bağlanmasının sonucudur.
    [COLOR=black][/color]
    [COLOR=black][/color]
    [COLOR=black][/color]
    Kafirlerin kabir azabı, kıyamete kadar devam eder. Yalnız cuma ve Ramazan günleri kalkar. İtaat erbabı için kabir azabı yoktur. Ancak kabrin şiddet ve azametini hisseder. Asilere gelince bunlar için kabir azabı vardır. Ancak kıyâmete kadar devam etmez. Cuma günleri kalkar. Hatta cuma gecesi ölen asi, bir saat kabir azabı görür.
    [COLOR=black][/color]
    Resulullah (a.s) buyuruyor:
    [COLOR=black][/color]
    Kabir ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şiddetlidir.
    [COLOR=black][/color]
    Kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir.
    [COLOR=black][/color]
    Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.
    [COLOR=black][/color]
    Manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!.
    [COLOR=black][/color]
    Resulullah (a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında laf taşıyıcılık yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır.
    [COLOR=black][/color]

    [COLOR=black][/color]
    *******************************************************


    Tövbe; kendini yenilemek, bir iç onarım, günah çukuruna girmiş kişinin hoplayıp çıkması, nefsanî arzulara dur deyip erkekçe duruşun adıdır.

    İradenin günahlara geçit vermemesidir. Benliğin, nefsin arzularıyla düellosu da diyebiliriz.

    Efendimiz buyururlar ki “Herkes hata işler, hata işleyenlerin en hayırlıları da tövbe edenlerdir.”

    Zamanın dehşetinden dolayı günah zemininden uzak durmak en selametli yoldur.

    Yoksa yarın mahşerin dehşeti içinde duyacağımız pişmanlığın hiç mi hiç faydası olmayacaktır.

    Nitekim mahşer gününün o büyük diriliş gününün bir ismi de “Pişmanlık Günü” dür.

    Vicdanında, hatalarına kusurlarına tiksinti duyanlara
    Tövbe ve istiğfar ilacını günahlarına sürenlere SELAM OLSUN...
    [​IMG]
    O'nunlasın her zaman...

    Bütün internet bağlantılarından daha hızlı,
    Tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
    Tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
    Tüm tv dizilerinden daha dostça.


    O varken "yalnızlık" sadece bir kelimedir.

    O'na yakın olduğun oranda yalnız değilsin,
    O'ndan uzaklığın oranında yalnızsın.
    Tövbe ve istiğfar ilacını günahlarına sürenlere SELAM OLSUN...






    #1
    yadeller_ bunu beğendi.
  2. musanınkardeşi

    musanınkardeşi Cezalı Üye

    Katılım:
    22 Ekim 2009
    Mesajlar:
    67
    Beğenileri:
    0
    Akşamları kabirlerinden çıkıp kap-kaç falan yapıyorlar ve faili meçhulleri de bunların yaptığından şüpheleniliyor, yer altına gömülen silah ve patlayıcılarıda bunlar Askeri Kışlalardan çalıp gizlice gömmüşler.
    #2
  3. bekkain

    bekkain diyâr-ı gurbet Süper Moeratör

    Katılım:
    28 Haziran 2009
    Mesajlar:
    9.898
    Beğenileri:
    55
    emeğine sağlık kardeş....

    2:259 - Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, bir şehre uğramıştı, altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah, nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O da: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır, yüz sene kaldın, öyle iken bak yiyeceğine, içeceğine henüz bozulmamış, hele eşeğine bak, hem bunlar, seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir." dedi.



    :_o:tüh desene o kadar insanı boşuna hapislere attılar...
    #3
  4. m.eminokumus

    m.eminokumus Tecrübeli Üye Silver

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.419
    Beğenileri:
    17

    merhaba kardeşim oku araştir ha inanirsın ve ya inanmasın asla dalga geçme ve saygili ol..ben okumayı severim sende
    arastir aksını ıspat et.haydi bakalım.....


    ALLAH-c.c. Bilerek Veya Bilmeyerek Yapmış Olduğumuz Bütün Hatalarımızı Sonsuz
    Merhameti İle Afv Eylesin(Amin)
    #4
  5. *hazan_yeli*

    *hazan_yeli* Tecrübeli Üye Silver

    Katılım:
    20 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    1.144
    Beğenileri:
    4

    yok artık daha neler
    #5
  6. m.eminokumus

    m.eminokumus Tecrübeli Üye Silver

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.419
    Beğenileri:
    17
    Tövbe; kendini yenilemek, bir iç onarım, günah çukuruna girmiş kişinin hoplayıp çıkması, nefsanî arzulara dur deyip erkekçe duruşun adıdır.

    İradenin günahlara geçit vermemesidir. Benliğin, nefsin arzularıyla düellosu da diyebiliriz.

    Efendimiz buyururlar ki “Herkes hata işler, hata işleyenlerin en hayırlıları da tövbe edenlerdir.”

    Zamanın dehşetinden dolayı günah zemininden uzak durmak en selametli yoldur.

    Yoksa yarın mahşerin dehşeti içinde duyacağımız pişmanlığın hiç mi hiç faydası olmayacaktır.

    Nitekim mahşer gününün o büyük diriliş gününün bir ismi de “Pişmanlık Günü” dür.

    Vicdanında, hatalarına kusurlarına tiksinti duyanlara
    Tövbe ve istiğfar ilacını günahlarına sürenlere SELAM OLSUN...
    [​IMG]
    O'nunlasın her zaman...

    Bütün internet bağlantılarından daha hızlı,
    Tüm kısa mesajlardan daha doğrudan,
    Tüm plastik kahramanlardan daha gerçek,
    Tüm tv dizilerinden daha dostça.


    O varken "yalnızlık" sadece bir kelimedir.

    O'na yakın olduğun oranda yalnız değilsin,
    O'ndan uzaklığın oranında yalnızsın.
    Tövbe ve istiğfar ilacını günahlarına sürenlere SELAM OLSUN...




    #6
  7. Mihrünnisa

    Mihrünnisa Çalışkan Üye Süper Moeratör Silver

    Katılım:
    6 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    290
    Beğenileri:
    0
    Ebu Zerden gelen rivayete göre Rasullulah (sav) söyle buyurmuslardir: "Kabirleri ziyaret edin. Cünki bu ziyaret sebebiyle Ahireti hatirlarsiniz. Ölüleri de yikayin. Dogrusu ruhsuz bir bedeni yikamak, kisi için çok açik bir ögüttür. Cenazelere namaz kilin. Belki böylece húzünlenirsiniz. Çúnki, üzüntü duyan kisi yarin Allah'in gölgesindedir"

    Ibn Müleyke diyor ki: 'Rasulullah (sav) söyle buyurdular: 'Ölülerinizi ziyaret edin, onlara selam verin. Çünkü sizim için onlardan alacaginiz dersler vardir.'
    #7
  8. r-aydin

    r-aydin Acemi Üye Silver

    Katılım:
    22 Haziran 2012
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Tamam, öyle olsun. Peki neden akşamları, insanlardan korktuklara için mi; yahut yakalanıp hapse atılma korkusuyla mı?
    #8
  9. r-aydin

    r-aydin Acemi Üye Silver

    Katılım:
    22 Haziran 2012
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Paylaşımı güzel ve faydalı buldum. Bunun yanında, açık bir dil ile duru bilgiler verilmeye yönelik itina gördüm. Lakin dipnotlar eklenmemiş; bir takım numaralandırmalar yapılmasına rağmen cümle sonlarında. Bir diğeri, ölülerin insanlara dua ettiklerine dair paylaşmış olduğunuz bilgi de açıkcası ilginç geldi; daha evvel buna dair ne bir duyumum olmuştu, ne de okuduğum bir bilgi. Bu sebepten ötürü doğruluğundan şüphe duydum. Kaynak belirtmeksizin yazılan her bilgi de, açıkca ifade etmek gerekirse bu şüpheleri beslemeye mahkumdur.
    En iyisini bilen Allah'tır.
    Son düzenleyen: Moderatör: 28 Haziran 2012
    #9
  10. m.eminokumus

    m.eminokumus Tecrübeli Üye Silver

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.419
    Beğenileri:
    17
    http://www.unitedamericanmuslim.org/olum_kabir_ahiret.php#ÖLÜMÜN_HAKİKATİ

    Kabir ehli, geride bıraktıkları akraba ve arkadaşlarının yaptıkları işlerden haberdar olup, iyi amellerinden ötürü sevinir, kötülüklerine de üzülürler.

    (21) Mücâhid'in bu hususta şöyle dediği sahih rivayetle gelmiştir: "Kişi kabrinde kendinden sonra çocuğunun iyilikleri (salahı) ile müjdelenir."

    (22)

    Sa'id b. Cübeyr'in
    (v. 95/714) de şöyle dediği rivayet edilir: "Muhakkak ki ölülere dirilerin haberleri gelir. Daha önce bir yakını ölmüş, olan hiç bir kimse yoktur ki ona geride kalan akrabalarının haberleri gelmesin. Eğer gelen haber iyi ise sevinir ve ferahlar; kötü ise o zaman da üzülür." (

    23)Ashaptan Ebu'd-Derdâ (v. 32/652) da şöyle dua ederdi: "Allahım, ölülerimin rezil olacağı bir iş yapmaktan sana sığınırım.''

    (24)Abdullah b. Mübarek de ashaptan Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Dirilerin amelleri ölülere arz olunur. Eğer bir iyilik görürlerse sevinir, birbirlerine müjdelerler; bir kötülük görünce de, Allah�m onu ondan geri çevir, derler." (25)

    Yukarıdaki yeni gelen ölüden haber sormalarından da anlaşılacağı üzere, ölülerin dirilerden bizzat haberdar olduklarını -

    Allah'ın diledikleri müstesna- söyleyemeyiz. Bu sebeple buradaki haberdar oluşlarını, yeni gelen ve aralarına katılanlardan öğrenirler şeklinde anlıyoruz. Yeni gelenlerden haber alışları da, ruhların berzahta birbirleriyle görüşüp konuştuklarına delâlet eder.

    Ölmüş olanların ruhları, berzah âleminde birbirleriyle görüşüp konuşuyorlar. Acaba henüz ölmemiş ve dünyada yaşamakta olanların da berzahtakilerle görüşüp konuşmaları mümkün müdür? Ve ölülerin dirilerle bir takım münâsebetleri var mıdır? Şimdi de bu husus üzerinde duralım:

    Hayattakilerin Berzahtakilerle Görüşmeleri:

    Henüz hayatta olanların berzahtakilerle görüşmeleri uyanık ve uyku halinde olmak üzere iki şekildedir.

    Uyanıkken görüşmenin en büyük misâli ve olabilirliğinin delili, Rasulullah (S) in Miraç'ta bazı Peygamberlerin ruhlarıyla karşılaştığını haber veren ve kabir ziyaretini öğreten hadislerdir.

    Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de, Hz. Muhammed (S) e hitaben: "Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerden sor ki; biz, Rahman'dan başka ibadet olunacak ilâhlar yapmış mıyız?"

    (26) buyurmaktadır. Müfessirlerden bir kısmı buradaki sorma fiilinin sadece İsrâ ve Miraç gecesine has olduğunu söylerken,(27) bazıları da her istediği zaman Allah Tealâ'nın Rasulullah (S) e önceki peygamberlerle konuşma imkânı verdiği şeklinde tefsir etmişlerdir. B

    u ikinci görüşte olanlara göre âyetteki mutlak lafzı (sözü), İsrâ ve Miraç gecesi ile takyid etmek (kayıtlamak) hatalı bir te'vil olur. Ve âyetin olduğu gibi anlaşılıp, her istediği zaman Rasulullah (S) e bu imkânın verileceğini söylemek daha isâbetlidir.(28)

    Hz. Peygamber (S) in önceki peygamberlerle daha kendisi hayatta iken görüşmesi, vukuu mümkün olan işlerdendir. Ve Allah'ın kudretine göre bunda hiç bir zorluk yoktur. Allah Tealâ görüştürünce de bu olay gerçekleşmiştir ki, Hz. Peygamber (S) Miraç gecesinde, uyanık halde iken diğer Peygamberlerin ruhlarıyla Beytü'l-Makdis'de (Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'da) bir araya gelmiştir. Daha sonra semâvât (gökler) âleminde de onlardan bazıları ile bir araya gelip konuştuğuna sahih haberler delâlet etmektedir,(29)

    Yine Hz. Ömer'den rivayet edilen bir hadisinde Rasulullah (S), Hz. Musa (As) in Allah Tealâ'ya dua edip, Hz. Adem (As) ile görüşmeyi dilediğini ve Yüce Allah'ın, henüz hayatta iken ve uyanıkken, Adem (As) ı Hz. Musa'ya gösterip ve birbirleriyle konuşmuş olduklarını haber vermiştir, (30)

    Peygamberlerden başkasının hayattayken ve uyanıkken berzahtakilerle görüşmeleri ise ancak Allah'ın ikram ettiği kimselere nasip olmuştur ki, bu hususta Allah'ın veli kullarının, Hz. Peygamber (S) ve bazı büyük zevatla görüştüklerine dair pek çok olay anlatılmaktadır. (31)

    Kabir ziyaretinde ziyaret edene "zâir", ziyaret edilene "mezür" denilmesi de, ziyaret edilenin ziyaret esnasında ziyaretçisini duyup bildiğine delidir. Çünkü ziyaret edilen, ziyaretçisini bilmezse buna "mezûr= ziyaret edilen" denmez. Kaldı ki, Peygamberimiz (S) ziyaret adabını öğretirken, kabristana varınca ölülere selâm verilmesini öğretmişlerdir ki, bu da onların dirilerle olan münâsebetleri cümlesindendir.(32)

    Hayattakilerin berzahtakilerle rüyada görüşmeleri ise, İbnu'l-Kayyim'in belirttiğine göre, nübüvvetin bir parçası olan sâlih rüyalardandır ve İlim ifade eder.

    (33) Erzurumlu İbrahim Hakkı da: "Ölüleri rüyada hayırla veya şerle görmek, onların halini aynen bilmektir. Bu, Ölünün halini bildirmek veya uyanık olmayı sağlamak içindir,.."(34) diyerek ölüleri rüyada görmenin, sâdık rüyalardan olduğuna işaret etmiştir.


    EN DÖĞRUSUNU ALLAH BİLIR.
    [TABLE="align: center"]


    Ruh ölmez, ölü işitir




    Sual: (Ölüler işitmez. Peygamberler de ölüdür. Onlar da işitemez. Onun için şefaat ya Resulallah veya yetiş ya Resulallah demek şirktir) diyenlere nasıl bir cevap vermek gerekir?
    CEVAP
    Bunlar vehhabilerin ve bunlara aldanan bazı mezhepsizlerin iddialarıdır.
    Şirk demek büyük hatadır. Çünkü ruh ölmez. Ruh [can] bedenden ayrı bir varlıktır. Bir âyet meali şöyledir:
    (Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Elbette düşünenler için bunda alınacak ibretler vardır.) [Zümer 42]

    Bu âyet-i kerime de ruhun bedenden ayrı bir varlık olduğunu bildirmektedir. İşiten ruhtur. Ruhsuz beden bir işe yaramaz. Ama bedensiz ruh, nimet veya azaba düçar olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Müminlerin ruhları 7. kat göktedir. Orada Cennetteki makamlarını seyrederler.) [Deylemi]

    Hızır aleyhisselam gibi bir çok kişinin ruhunun iş yaptığı görülmüştür. Bu bakımdan Allah yolunda ölmüş kimselere ölü bile demek caiz olmaz. İki âyet meali şöyledir:

    (Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar, Rableri indinde diridir, rızıklanır.)
    [Al-i İmran 169]

    (Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin! Onlar diridir; ama siz anlayamazsınız.)
    [Bekara 154]

    Allah yolunda öldürülenler şehiddir. Şehidden daha üstün olan Peygamber efendimize nasıl ölü denir! O âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir, bütün âlemler Onun hürmetine yaratılmıştır. Şehidler gibi Peygamberlerin bedenleri de çürümez. Dört hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Toprak, Peygamberlerin vücudunu çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace]

    (Peygamberlerin vücudunu toprak çürütmez.)
    [Ebu Davud]

    (Her Peygamber, kabrinde diri olup namaz kılar.) [Beyheki, Ebu Ya’la]

    (Ölüler yaptığınız iyi işlerinize sevinir, kötü işlerinize üzülürler.) [İbni Ebiddünya]

    Resulullahın Hayber’de yediği zehirli et, ölüm hastalığında etkisini gösterdi ve şehid olmasına sebep oldu. (Mevahib-i ledünniyye)

    Ölülere işittiremezsin âyeti şu mealdedir:
    (Elbette sen ölülere işittiremezsin. Arkalarını dönüp kaçan sağırlara da bu daveti işittiremezsin. Hem sen o körleri sapıklıklarını bıraktırıp, hidayet verici de değilsin. Sen ancak âyetlerimize iman edecek kimselerden başkasına işittiremezsin.) [Neml 27/80-81]

    Buradaki sağırların da kulaklarının sağır olmadığı, körlerin de gözlerinin kör olmadığı, ölünün de gerçek ölü olmadığı açıktır. Bir de davet ve hidayet kelimeleri geçiyor. Demek ki maksat işittirmek veya göstermek değil, onları hidayete davet etmektir. Âyetin devamında, (Sen ancak iman edeceklere işittirebilirsin) deniyor. Ötekilerin ise iman etmeyecek kâfirler olduğu da pek açıktır. Sen ölüleri imana kavuşturamazsın denmez ki. Sen ancak iman edeceklere işittirebilirsin deniyor ki, işittirmenin kabul ettirmek olduğu bütün tefsirlerde bildiriliyor. Bu âyetin tefsirlerdeki açıklaması şöyledir:
    (Ey Resulüm, sen ölüden farksız olan kâfirleri hidayete erdiremezsin, hakkı işitmek istemeyen ve hakikati göremeyen kâfirleri de hidayete kavuşturamazsın. Sen ancak iman edeceklere Müslümanlığı kabul ettirebilirsin.) [Beydavi]

    Onlardan daha iyi işitmezsiniz
    Resulullah efendimiz, Bedir’de öldürülen kâfirlerin gömüldüğü çukurun başına gelip, ölülerin ve babalarının isimlerini birer birer söyleyerek, (Rabbinizin, size söz verdiğine kavuştunuz mu? Ben, Rabbimin söz verdiği zafere kavuştum) buyurdu. Hazret-i Ömer, (Ya Resulallah, cansız ölülere neden söylüyorsun?) dedi. Resulullah, (Rabbimin hakkı için söylüyorum ki, siz beni onlardan daha iyi işitmezsiniz. Fakat cevap veremezler) buyurdu. (Buhari, Müslim) [Hazret-i Ömer’in ölünün işittiğini bildiği halde böyle sorması, dindeki bir hükmün vesika haline gelmesi içindir.]

    Vehhabiler, ibni Teymiye’nin yolunda iseler de, bu konuda ona da uymuyorlar. Çünkü ibni Teymiye diyor ki: (Bedirde çukurdaki kâfirlerin işitmelerini bildiren hadis-i şerif meşhurdur, her yere yayılmıştır. Zaruri inanılması lazım gelen bilgilerden oldu.) [Dinde inanılması zaruri olan bir şeye inanmayan kâfir olur.] (Kitab-ül-intisar-fil-imam-ı Ahmed)

    İbni Teymiye, adı geçen kitabında bütün ölülerin, şehidler gibi diri olduklarını ve şehidler gibi rızıklandırıldıklarını bildiriyor. Ölülerin diriltilmesi üzerindeki fetvalarında diyor ki, ölüler, kendilerini ziyaret edenleri bilirler mi? Tanıdıklarından veya tanımadıklarından biri kabre geldiği zaman, bunun geldiğini anlarlar mı? Cevabında, (Evet bilirler ve anlarlar) diyor. Ölülerin buluştuklarını ve soruştuklarını ve dirilerin yaptığı işlerin onlara gösterildiğini bildiren haberleri yazıyor.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Bir kimse, din kardeşinin kabrini ziyarete gider ve mezarı başında oturursa onu tanır ve selamına cevap verir.) [İbni Ebiddünya]

    (Bir kimse tanıdığı kabir yanına gelip selam verirse, meyyit de onu tanır ve selam verir. Tanımadığı kabrin başına gelip selam verirse, selamına cevap verir.)
    [Beyheki]

    Onu tanıması ve selam vermesi, meyyitin onu gördüğünü ve selamını işittiğini göstermektedir. Çünkü ölmek, bazı cahillerin dedikleri gibi, yok olmak olsa idi, onun bütün duygularının yok olması lazım gelirdi. Meyyit kendini ziyaret edeni, kabri başına geleni görmektedir. Görmeseydi, dünyada tanımamış olduğunu tanımaması bildirilmezdi. Birincisini tanıyarak cevabı veriyor. İkincisinin selamına, tanımayarak cevap veriyor.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir.) [İbni Ebi Şeybe] (Diri olan işitir. Bir söz, diri olana bildirilir.)

    (Ölü kabre konurken, ayak seslerini işitir.)
    [Buhari] (Diri olan işitir.)

    (Ölüler yaptığınız iyi işlerinizi görünce sevinir, kötü işlerinize üzülürler.)
    [İ.Ebiddünya] (Diri olan sevinir, üzülür.)

    Hadis-i şeriflerde, ziyaret kelimesi kullanılmaktadır. Meyyit, kabre geleni tanımasaydı, ziyaret kelimesi kullanılmazdı. Her dilde ve her lügatta, ziyaret kelimesi, tanıyan ve anlayan kimselerin buluşmasında kullanılır. (Selamün aleyküm) de anlayan kimseye söylenir.

    Azap, hissedene yapılır
    Ruhun bedene olan bağlılığı öldükten sonra yok olmaz. Ölünün kemiğini kırmak ve kabir üzerine basmak, bunun için yasak edilmiştir. Kabirde azap yapılması da, ruhun ölmediğini gösterir.

    Meyyitlerin, dirileri gördüklerini bildiren vesikalardan biri, Buhari’deki, (Her meyyite, her sabah ve her akşam ahiretteki yeri gösterilir. Cennetlik olana, Cennetteki yeri, Cehennemlik olana, Cehennemdeki yeri gösterilir) hadis-i şerifidir. Gösterilir sözü, gördüklerini bildirmektedir. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, Firavun’un adamları için, (Onlara sabah akşam ateş gösterilir) buyurdu. Meyyit görmeseydi, gösterilir demek lüzumsuz ve yanlış olurdu.

    Ebu Nuaym, Amr bin Dinar’dan alarak bildiriyor ki, (Bir kimse ölünce, ruhunu bir melek tutar. Ruh, bedenin yıkanmasına, kefenlenmesine bakar. Kendisine, insanlar, seni nasıl övüyorlar işit, denir.) Abdullah ibni Ebiddünya’nın Amr bin Dinar’dan alarak bildirdiği hadis-i şerifte, (Bir kimse, öldükten sonra çoluk çocuğunun başına gelenleri bilir. Kendisini yıkayanlara ve kefenleyenlere bakar) buyuruldu. Buhari’deki sahih hadiste, (Münker ve Nekir melekleri, sual ve cevaptan sonra meyyite, Cehennemdeki yerine bak! Allahü teâlâ, değiştirerek, sana Cennetteki yeri ihsan eyledi derler. Bakar. İkisini birlikte görür) buyuruldu.

    Ruhlar ölmez. Kabir hayatında ya nimete veya azaba düçar olurlar. Her hadis kitabında kabir hayatı ve azabı bildirilmektedir. Kabir hayatını ve azabını inkâr eden, bütün hadis kitaplarını ve Resulullahı inkâr etmiş olur.

    Şaşılacak şey
    Vehhabilerin kendi kitaplarında diyor ki: (Gökler Allah’tan korkar, Allah göklerde his yaratır. Anlarlar, Kur’anda, yerlerin ve göklerin tesbih ettikleri bildirildi. Resulullahın avucuna aldığı taş parçalarının tesbih ettiklerini ve mescitteki Hannane denilen direğin inlediğini ve yemeğin tesbih ettiğini Eshab işittiler.) (s. 200)

    (Buhari’de, İbni Mesud diyor ki, yediğimiz yemeğin tesbih sesini işitirdik. Ebu Zer diyor ki, Resulullah, avucuna taş parçaları aldı. Bunların tesbih sesleri işitildi. Resulullahın hutbe okurken dayandığı odunun inlemesi haberi sahihtir.) (Feth-ül-mecid s. 201)

    Dağlarda, taşlarda, direkte his ve idrak olduğunu söyleyip de, Peygamberlerde ve Evliyada his olmaz demeleri, şaşılacak şeydir. Dirilere tevessül olunur, ölülere tevessül olunmaz demekle kendileri müşrik oluyorlar. Çünkü bu söz, diriler duyar ve tesir eder, ölüler duymaz ve tesir etmez demektir. Allah’tan başkasının tesir ettiğine inanmak olur. Böyle inananlara kendileri müşrik diyor. Halbuki, ölü de, diri de birer sebeptir. Tesir eden, yaratan yalnız Allahü teâlâdır.

    Abdülvehhab oğlunun, Ehl-i sünneti, puta ve mezara tapan kâfirler gibi bilmesi ve Ehl-i sünneti öldürmeye ve mallarını almaya helal demesi, nasslara [âyetlere, hadislere] yanlış mana verdiği içindir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kâfirler, kâfirler için gelmiş olan âyetleri, Müslümanlara yükletirler.) [Buhari ]

    (Müslüman ismini taşıyanlardan en çok korktuğum kimse, Kur’anın manasını, yerinden değiştirendir.)
    [Taberani]

    Bu hadis-i şerifler, böyle zındıkların meydana çıkacağını ve bunların dalalette olduklarını haber vermektedir.

    Ölüler haberdar olur
    Sual:
    Ölülerimizin, bizim yaptıklarımızdan haberleri olur mu?
    CEVAP
    Evet, haberdar olurlar. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Ölü, kendisini ziyaret edeni tanır ve selamını alır.) [İbni Ebi-d-dünya]

    (Ölüler yaptığınız iyi işlerinize sevinir, kötü işlerinize üzülür.)
    [İbni Ebi-d-dünya]
    Bunun için, vefat etmiş olan yakınlarımızı sevindirmenin bir yolu da, günahlardan kaçıp, dine uygun yaşamaktır.



    **********************************************************************************
    Imam- Gazali ÖLÜM KABR AHRET - lm ve tesi imam gazali - Amerika Müslümanlar Birlii - United American Muslim Association

    [/table]
    Son düzenleyen: Moderatör: 23 Haziran 2012
    #10
  11. serhad55

    serhad55 Acemi Üye Süper Moeratör

    Katılım:
    8 Şubat 2007
    Mesajlar:
    408
    Beğenileri:
    6
    Allah c.c. razı olsun
    #11
  12. serhad55

    serhad55 Acemi Üye Süper Moeratör

    Katılım:
    8 Şubat 2007
    Mesajlar:
    408
    Beğenileri:
    6
    Allahu Teala paylaşım için razı olsun, çalışmayı hazırlayandanda razı olsun,
    bilmediğimiz o kadar çok mesele varki.

    Mevlâm bütün ölmüşlerimize Rahmet eylesin, bizlerede kaçınılmaz ve zamanı belli
    olmayan ölüme, kabire, ahirete hazırlıklı olarak yaşamayı nasib eylesin.
    amin..
    #12
  13. yadeller_

    yadeller_ (( Müslümanlar Kardeştir )) Administrator

    Katılım:
    1 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    3.906
    Beğenileri:
    26
    Allah yardımcımız olsun.
    Dünyada zor,kabirde, ahirette.
    #13

Sayfayı Paylaş

Users found this page by searching for:

  1. mezar ziyaretinde ölüler bizi görürmü

    ,
  2. ölüler bizi görürmü

    ,
  3. ölüler bizi görür mü

    ,
  4. oluler bizi gorebilir mi,
  5. bayramda oluler ne yapar,
  6. kabirdekiler ziyaretimizi duyarlar mı,
  7. mezara gidince ölüler bizi görürmü,
  8. ölüler ziyarete gelenleri görür mü,
  9. ölüler mezara geleni görür mü,
  10. bayramda kabir ziyaretinde ölüler bizi görürmü,
  11. ölüler mezarda bizi görürmü,
  12. kabir ziyaretinde ölüler bizi görürmü,
  13. ölüler insanları duyar mı,
  14. ölüler bayramda ne yapar,
  15. arefe günü ölüler bizi görürmü