1. SOMA'da hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, geride kalanlara baş sağlığı diliyoruz.

Dinimizde yılbaşı kutlamaları

Konusu 'Günümüzde İslam' forumundadır ve tuba_ağacı tarafından 26 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. tuba_ağacı

    tuba_ağacı Cezalı Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    156
    Beğenileri:
    0
    Noel Baba gününde ve Hıristiyanların diğer bayram günlerinde onlara ayak uydurmak gayesiyle, onların yaptıklarını yapmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise almak ve pişirdikleri yemekleri pişirmek caiz değildir

    Hepimiz Müslümanız elhamdülillâh Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını yaşamıyoruz maalesef

    Biz, Müslümanlığın icabını yaşama hâline “dindarlık” diyoruz Kim inandığı gibi yaşıyorsa, ona dindar insan sıfatını takıyor, dindar adam, diye yâd ediyoruz Bu sıfat onun hakkıdır zaten

    Siz dindarlığı, zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh olarak da kabûl edebilirsiniz

    Aslında dindarlık, sahibini sadece âhirette Cennet’e koyan bir yaşama tarzı olmakla kalmayıp, dünyada da huzura, saadete sevkeden bir yaşama tarzıdır
    Nitekim İsa Peygamber’in doğumu ile Hazret-i Muhammed’in hicretine başlangıç olan yılbaşlarında dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz

    Dindar olanlar, yılbaşı gecelerinde düşünüyorken, şuur altında bile olsa diyorlar ki:

    — Yılbaşı gecesinin mânası, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi demektir Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor

    Öyle ise, böyle gecelerde daha çok sefalete, daha çok sefahete düşmek yerine; daha çok âhirete, daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır Zira bu hızlı gidiş, - ister ikrar et, ister inkâr - kabire, öteki dünyaya doğrudur

    İşte dindarlık böyle düşündürüp, böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki, dindar insanın, geçen senelerinden pişmanlığı azdır Ama kendisini dinî ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise her yılbaşında böyle bir muhakeme ve düşünceden eser yok Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler Ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede, hem ahlâkından, hem mâneviyatından, hem de parasından zararlar görmekte, fireler vermekte, pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler Birkaç saatlik bu eğlence ve sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte
    Onu böyle ömürboyu pişmanlıklara sevkeden şey, İslâm’ın icabını yaşamayışında, yâni, dindar olamayışındadır

    Şâyet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti, dindarlık emâresi kazanabilse, her yılbaşı, tam aksini düşünmesine, kendisine çekidüzen verip iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak, geçmişinden pişmanlık duyan bir sefahet ve sefalete düşmeyecek

    Demek ki, yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp, kimilerini de bu duruma çıkaran şey, dindar olup olmamaktan başka birşey değildir

    Anlaşılan, şahsı düşündürüp, mes’ud ve bahtiyar kılan şeyin dindarlık olduğu kesindir
    Ferdi muhakemesizleştirip sefalete itenin de dinde lâubalilik olduğu bir vakıadır
    Demek imtihan dünyasıdır bu Her ikisine de yol açık İsteyen oraya, dileyen de buraya yönelir Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder Kimi de ihyâ

    Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren Rabbimize

    Ahmed Şahin
    #1
  2. kavgam

    kavgam Guest

    Katılım:
    12 Nisan 2006
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenileri:
    0
    emeğine sağlık tuba gerçekten çok güzel ve gerekli bilgiler. Gerçi ben bu forumdaki hiç kardeşimin böyle bir kutlama yapacağını düşünmüyorum.:) ama yinede yerinde ve zamanında yapılan bir açıklama çok teşekkürler:))
    #2
  3. aysenil

    aysenil Guest

    Katılım:
    11 Mayıs 2005
    Mesajlar:
    1.825
    Beğenileri:
    0
    Allah razı olsun Tuba...
    [COLOR=darkred][/color]
    "Muhasebe ve muhakeme yapmaktan başka bir yıldan diğer bir yıla geçmenin ne farkı olabilir ki. Neticede artılar mı yoksa eksiler mi çoğaldı. Mesele ve hesap budur."
    [COLOR=darkred][/color]
    inşallah artıları çoğalanlardan olmuşuzdur...
    [COLOR=darkred][/color]
    #3
  4. tek-nefes

    tek-nefes Guest

    Katılım:
    9 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.732
    Beğenileri:
    0
    emeğien sağlık tuba:)

    yılbaşıda ne yaa... ömür gidiyo ömür üzülünüleceğine eğleniliyo.. hemde haramla beraber..
    #4
  5. tuba_ağacı

    tuba_ağacı Cezalı Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    156
    Beğenileri:
    0
    Pazartesi günü hicri yılbaşı.Peki bundan kaç kişinin haberi var?
    Miladi yılbaşına aylar öncesinden hazırlık yapılıyor.Peki hicri yılbaşına hazırlık yapılıyor mu?
    Çocuklar da alışsın diye,hicri yılbaşı bayram havasındakutlanıyor mu?
    Dahası hicri yılbaşının önemi biliniyor mu?
    Neden miladi yılbaşında hediyeler alınıyor? Neden miladi yılbaşında hediyeleşilmiyor?
    Bilinmiyor mu ki;hicri yılbaşı müslümanlar için bir dönüm noktası!?
    Neden hala biz birilerine özeniyoruz,özendiriliyoruz?
    Neden birilleri dinimizin emri olan kurban kesmeye karşı çıkarken, dinimizin emri olmayan o güzelim çam ağaçlarını süslemek için çam ağaçlarını kesip de doğanın dengesini bozuyorlar?Kurbana karşı olanlar neden buna da karşı çıkmıyorlar?

    Neden, neden,neden...
    #5
  6. -GüLBeYaZ_

    -GüLBeYaZ_ Güle Meftun-Forum Bilgini

    Katılım:
    28 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.627
    Beğenileri:
    0
    Hıristiyanlar tarafından kutlanan ve sağlam temellere dayanmayan böyle bir meselede ve ayrıca Mecusi kültürüne ait olup baharın gelişinde kutlanan Nevruz, güz mevsiminde icra edilen Mihrican gibi bayramlarda, Müslümanca tavrımızı ortaya koymamız ve işin önce dine bakan yönünü düşünmemiz gerekir. Bir defa böyle bir hadiseye iştirak etmemiz dinen caiz değildir. Fıkıh kitaplarımızda ve bugünkü alimlerimizin değerlendirmelerinde; Hıristiyanların yılbaşı gibi kutlamalarına iştirak etmemizin ve bugünler için hediyeleşmemizin en yumuşak ifadesiyle hükmü "büyük günah"tır.Kaldı ki, meselenin hükmünü, küfür ve şirke kadar götüren İman Rabbani gibi kalp ve ruh ufkunun büyüklerinden muteber alimlerimiz de vardır. Dayandıkları deliller ise bazı ayet ve hadislerdir: Ayetlerden bir örnek: "Günah işlemek ve başkasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin." (Maide Suresi, 5/2) Yılbaşı kutlamalarının çeşitli günah ve saldırılara açık olduğu herkesçe malumdur. Sarhoş oluncaya kadar içip kavgaya sebebiyet verenlerin durumu, buna şahittir. Bir başka ayet: "Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur." (Hud Suresi, 11/113) İşlenen günahlara iştirak etmek, zulme meyletmek kavramı içerisinde değerlendirilebilir. Hadislerden örnek olarak şu veciz beyanları verebiliriz: "Kim bir kavme benzerse, o onlardandır." (Ebu Davud, Libas, 4; Müsned, 2/50) "Bizden başkasına benzeyen bizden değildir." (Tirmizî, İstizan, 7) Burada Peygamber Efendimiz'in, saçını tararken, Yahudilere benzememek için onların saç şekline göre değiştirdiğini de hatırlayıp geçelim.

    [COLOR=black][/color]

    Başka milletlere ait kutlama ve benzeri usuller, bizi önce şeklen ve dil olarak sonra da fikren yabancılaşmaya zorlar. Zira, kendimizden uzaklaşmamız, basit şeylerle başlar. Önce dil ile ifade edilir o yabancı unsurlar, sonra şeklimize, giyim kuşamımıza yansır, sonra da fikir suretine bürünür ve zamanla kültür haline gelir. Yılbaşı için alınan elbiseler, hediyeler, süslenen evler, dükkanlar, çam ağaçları, gönderilen tebrikler, mesajlar, kesilen hindiler, bu arada yapılan konuşmalar, söylenen sözler..vs. hepsi bizi adım adım yabancılaşmaya doğru sürükler. Belli bir zaman sonra bir bakarız ki, biz onlar olmuşuz, onlar da biz. Aramızda bir fark kalmamış. Halbuki bizim kendimize ait dini bayramlarımızın yanında milli bayramlarımız da vardır. Kutlanacaksa bu günler kutlanmalı, böylece dinî ve millî yapımız hem kendi hayatımızda hem de neslimizin ruhunda canlı tutulmalıdır. Mevcut kutladığımız bayramlarımızın dışında kutlanabilecek millî ve dinî bayramlara örnek olarak, Hicrî yılbaşını, Malazgirt zaferini, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu vs. verebiliriz.

    Bu kutlamalar yaklaşırken büyük bir alışveriş furyası başlar. İnsanlar çoğu zaman, daha sonra kullanamayacağımız, bir gecelik veya bir günlük eşya ve hediye alışverişinde bulunurlar. Kullanılabilir olsa bile bunlar, genellikle zaruri ihtiyacın dışındadır ve belki de etrafın zorlamasıyla alınır. Bu arada fuzuli harcamalardan sürekli kazananlar, bizim dünyamıza ait olmayan batı menşe'li firmalar ve şirketler olur. Kendi sınırlı imkânlarımızla geçinmeye çalıştığımız halde, yaptığımız harcamalarla bazılarına büyük boyutlarda kazanç ve ferah feza bir hayat sağlarız. Bunu da düşünmek icap eder. Ayrıca bu harcamalar, bizi başkalarına özenmeye sürükler ve işi, lüks hayata alışmış olan ve israfın içinde zevk sürenlerle boy ölçüşmeye kadar vardırır.

    Netice olarak diyebiliriz ki, yılbaşına küçük bir söz ve muamele ile dahi iştirak etmek, en hafif ifadesiyle caiz değildir, günahtır. İnsanı ciddî vebal altına sokar
    #6

Sayfayı Paylaş