Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu aylarda daha çok ibadet etmiş ve bizlere,bu aylarda ibadetlerimizi artırmamızı ve günahlardan kaçınmamızı tavsiye etmiştir. Müslümanların tutmakla yükümlü oldukları farz olan orucun Ramazan ayının tamamı oluşu, Recep ve Şaban aylarında, Peygamberimizin zaman zaman oruç tutması bu aylarda yapılması gereken ibadetlerin başında oruç tutulması gerektiğini ifade etmektedir. Üç aylar içinde alışkanlık kazanılması gereken ibadetlerden biri de nafile namazlardır. Farz namazlarla beraber kıldığımız sünnetlere ilaveten, teheccüd, kuşluk, evvabin gibi nafile namazları da kılmaya alışkanlık kazanmaya çalışılmalıdır. Nafile ibadetlerinde Allah (c.c.) katında büyük ecri vardır. Konuyla ilgili bir hadiste “Allahü Teala buyuruyor ki, hiçbir kulum kendisine farz ettiğim şeylerden bence daha sevimli bir şeyle bana yakınlık kazanmamıştır. Nafile ibadetlerle durmadan bana yaklaşır. Nihayet onu severim” buyrulmaktadır.

Bu hadis-i şerif farz ibadetlerin dışında nafile olarak tutulan orucun, verilen sadakanın, nafile kılınan namazların ve nafile olarak yapılan tüm ibadetlerin Allah katında ne kadar çok değer verilen ve kıymete haiz ameller olduğunu göstermektedir. Bu bereketli aylar içinde ibadetlerde yoğunlaştığımız gibi ibadet içinde değerlendirilen dua etmeye de önem vermeliyiz. İbadetlerle ve dualarla ihya edilmeye kalbimizin ihtiyacı vardır, insanın dua etmesi yaratılışının gayesi, kulluğunun da en güzel ifade şeklidir. Bu gerçek “Ey Muhammed! De ki duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin” ayetinde ifadesini bulmaktadır. Manevi bir ticaret mevsimi olan bu aylarda farz ve nafile ibadetlere önem verdiğimiz kadar nefis muhasebesi yapmak suretiyle kötü sayılabilecek alışkanlıklarımız varsa onları da terk etmeye çalışılmalıyız. Üç aylar içinde idrak ettiğimiz bereketli gün ve geceler, hoş olmayan davranışlarımızın giderilmesine vesile olmalıdır. Üç ayları bir fırsat bilerek Rabbimizin bize sunduğu affımıza vesile olacak rahmet ve mağfiret lütufları olarak değerlendirilmeye çalışmalıyız.