Baltacı Mehmed Paşa ve Katerina

Konusu 'Tarih Köşesi' forumundadır ve yeşil dünyam tarafından 23 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. yeşil dünyam

    yeşil dünyam Acemi Üye Silver

    Evet, gelelim Osmanlı tarihi hakkında yazılan, çizilen, ve yine ders kitaplarındaki demirbaşlık özelliğini koruyan bir başka konuya: bir zafer olayının arkasına yapıştırılan çirkin ve kocaman bir uyduruk yama da Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina olayı olarak piyasaya sürülmüş, nedense tarihi hiç bir belgede yer almamasına rağmen tiyatro, müzikal, eğlence ve şov dünyasında kariyer yapmış ve şov dünyasında gösterdiği bu etki insanların aklına böyle bir olayın var olduğu izlenimini bırakmıştır. Var mıdır böyle bir olay? Savaş meydanında hiç bulunmamış olan Katerina, kocasının isteği ve emriyle Rusya'da bırakılmıştı, Baltacı Mehmet Paşa da malumunuz savaş meydanındaydı..

    Önce olayın kahramanı Baltacı Mehmed Paşa (ölümü 30 Kasım 1721) hakkında kısa bir malumat arz etmeye çalışayım…

    Osmancık’ta dünyaya geldi. Genç yaşta içini saran ilim merakı ile Trablus, Tunus ve Cezayir’e gitti. Daha sonra İstanbul’a döndü ve akrabalarından Hacı Sefer Ağa vasıtasıyla saraya girdi. Enderun’da yüksek eğitim aldı. “Baltacı” (sarayın oduncusu diyebiliriz) oldu. Ardından “Baltacı Halifeliği”ne yükseldi. Sesinin güzelliği yüzünden musikiye teşvik edildi. “Müezzin” oldu. Oradan yazıcılığa terfi etti, 1703 Aralık ayında da “Mirahurluk”a yükseldi.

    Çok zeki ve son derece çalışkandı. İlme karşı müthiş bir merakı vardı. Durmadan okuyordu. Bu çabası onu 1704 yılı Kasımında “Vezir”liğe, hemen ardından “Kaptan-ı Derya”lığa (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı), 21 Aralık 1704′te de “Sadrazamlığa (Başbakanlık) taşıdı.

    İşte Prut Savaşı’nın kahramanı bu zattır. İşin aslı ise şudur:

    Rus Çarı Birinci Petro (ki, bizim tarihlere göre “deli”, Rus tarihine göre ise “büyük”tür; “büyük”lüğü de, Türkiye’yi içine alan bir istilâ projesi ile boğazlarımızdan geçip sıcak denizlere inerek “Büyük Rusya”yı kurma emelinden gelmektedir), Poltava Savaşı’nda İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ı yendi. Şarl, Osmanlı topraklarına çok yakın bir bölgede bulunan Bender Kalesi’ne sığındı. Osmanlı Sultanina mektup yazarak Rusların eline düşmek üzere olduğunu bildirip yardım istedi. O zamanın Osmanlısı, başı sıkışanın kurtarılmak için müracaat ettiği çare idi. Sultan Üçüncü Ahmed Han, hem Demirbaş Şarl’ı kurtarmak, hem de Petro’nun “Büyük Rusya” hayalini yıkmak üzere Rusya’ya savaş açtı. Zamanın Vezir-i Âzami (Başbakan) Baltacı Mehmed Paşa, sefere Serdâr-ı Ekrem (Başkomutan) tayin edildi. Yüz bin kişilik Osmanlı ordusu, 9 Nisan 1711′de sefere çıktı. Osmanlı donanması da üç yüz altmış gemiyle Karadeniz’e açılarak, Azak Denizi’ndeki Rus donanmasını imha ile Azak Kalesi’ni fethedecekti.

    Osmanlı ordusu, Prut Nehri kıyısında, Mareşal Şermetiyef komutasındaki Rus ordusuyla karşılaştı. Rus ordusunun mevcudu, altmış bin kadardı. Baltacı Mehmed Paşa, son derece usta bir manevra ile Rus ordusunu dört yandan kuşatmayı başardı. Osmanlı topçusunun yoğun ateşi altında büyük zayiat verdiler. Bombardıman ve hücum günlerce sürdü.

    Dayanamayacağını anlayan Mareşal Şeremitiyev, Çar Petro’nun müsaadesiyle Baltacı’ya bir mektup yazarak, resmen barış teklif etti. Baltacı Mehmed Paşa, ilk barış teklifine cevap olarak, topçu ateşini hızlandırdı.

    Bunun üzerine bir süre daha dayanan Şeremitiyev, ikinci bir mektup yazarak barış isteğini tekrarladı. Savaş uzayacağa benziyordu. Savaş uzadıkça yeniçerilerde bıkkınlık alametleri görülmeye başlamıştı. Baltacı Mehmed Paşa, “Savaş Şurası”nı topladı: “Rus çarı sulh istiyor ve her ne talep edilirse vermeyi kabul ediyor. Arzumuz gibi hareket ederse sulha müsaade mi edelim, yoksa emanma (barış istemesine) bakmayıp harbe devam mı edelim?”

    Kırım Hanı hariç, komutanların çoğu şu görüşte anlaştılar: “Eğer istediklerimizi bize teslim eder ve tekliflerimize razı olursa, sulh yapmak kazançtır. Önümüz kış, muharebe uzarsa burada barınamayız. Şimdiden yeniçeriler arasında savaşa karşı bir isteksizlik seziliyor. Maazallah fena bir durumda savaşın bozgunla neticelenmesi ihtimali vardır.”

    Tartışmalar sonunda barış teklifi kabul edildi.
    Ertesi gün ordugâha davet edilen Rus murahhası Pyotr Şafirov ile barışın şartları görüşmelerine başlandı ve bir süre sonra da meşhur “Prut Antlaşması” imzalandı. (22 Temmuz 1711) Osmanlılar açısından bu bir zaferdi, her istediklerini almışlardı.

    Gelelim Katerina hikayesine; böyle bir olay yaşanmamıştır, çünkü:

    Bunlar birbirlerinin yüzünü bile görmemiştir !! Bunu senelerdir yazıyoruz, söylüyoruz. Hatta bundan birkaç sene önce Türk gazeteciler Rusya’ya gittikleri vakit Putin’e bunu sormuşlardı. Putin de aynı cevabı vermişti. Yani 1711’de Baltacı Katerina’nın yüzünü bile görmedi..
    Prut Savaşı’nı en ince ayrıntılarıyla anlatan iki tarafa ait ruznâmelerden (günlük) hiçbiri Katerina ile Baltacı’nın buluşmalarından bahsetmiyor.
    Sultan III. Ahmed devrini dört ciltte tüm teferruatıyla nakleden tarihçi Raşit de böyle bir olaya yer vermiyor…
    Prut Savaşı sırasında 82 yaşında bulunan Sadra-zam’m bir kadınla birlikte olması imkânsızdır…
    Sadece Başkomutan’ın (Baltacı’nın) kararıyla barış olmaz; bu kararı sadece harp divanı verebilir. Yani, Başkomutan’ın antlaşma kararı verme yetkisi yoktur. Vezirlerden, komutanlardan ve diplomatik heyetten oluşan “Harp Divanı”nın barışı onaylaması gerekir…
    Baltacı’nın, Katerina’ya, yahut altınlarına tamah etmesine esasen gerek de yoktur; zira savaş kazanılınca Katerina nasılsa esir alınacak, tüm altınları ile mücevherleri de ganimet olarak ele geçecektir…
    Baltacı, öte yandan, rüşveti alır, kuşatmayı ise kaldırmazdı. Böyle bir durumda Çar, yahut eşi Katerina hangi dünya mahkemesine başvuracaktı?
    Zaten Çar Petro ile karısı savaş meydanına hiç gitmediler. Petro, Mareşal Şermetiyef aracılığıyla savaşı uzaktan yönetti…
    Yani, Rus Çariçesi Katerina ile Baltacı Mehmed Paşa’nın buluşmaları, tamamen hayal mahsulüdür…

    Dönemin hiçbir Türk ve Avrupa kaynağında, böyle bir iddia mevcut değildir…
    Prut Seferi’nden hemen sonra Baltacı’yı sadaretten (sadrazamlıktan) düşürmek için çalışan İstanbul’daki rakipleri dahi böyle bir iddiada bulunmamışlardır…

    Bu tür iftiralar, onları kendileri gibi zanneden ucuz piyasa romancılarının kaleminden çıkmış, maalesef “bizden” bazı isimler tarafından da benimsenmiştir.
    Artık Baltacı’yı rahat bırakmak gerekiyor.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 3 Temmuz 2015
  2. yeşil dünyam

    yeşil dünyam Acemi Üye Silver

    Kaynak Yavuz Bahadıroğlu
     
  3. Meelikeee

    Meelikeee Misafir

    Dedeme de baltacı derler ama bu baltacı başka baltacı
     

Users found this page by searching for:

  1. baltacı mehmet paşa ve katerina oyunu